KÖŞE YAZIM
Devamı...

Siyaseti ben elbiseye benzetirim.

Kolay giyilen ama zor çıkarılan bir elbise gibidir siyaset.

Dahası giyilen kişiyi vezir de yapar rezil de yapar siyaset elbisesi.

Giyilen kişinin karakterini değiştirecek kadar güçlü bir argümandır siyaset.

Otuz beş yıllık gazetecilik yaşamımda siyasetin bir insanı nasıl değiştirdiğine onlarca hatta yüzlerce kez şahit oldum.

Siyasete girmeden önce tanıdığım kişilerin siyasete girdikten sonra nasıl farklı bir insan olduklarını nasıl değiştiklerini inanıyorum ki pek çok kişi de şahit olmuştur.

Benim için en son örnek Doktor Serdar Kaman’dır.

Kocaeli Büyükşehir Belediye başkan adayı olmadan önce sohbet ettiğim, dertleştiğimiz ve pek çok konuda anlaşıp aynı yön baktığımız Serdar Kaman aday yapıldığı andan itibaren kendisini tanıyamadım.

Bambaşka birisi olup çıkmıştı.

Tıpkı halen CHP il başkanlığını yapan Cengiz Sarıbay gibi.

Tam 30 yıl önce tanıdım kendisini.

Ben bir muhabir o ise bir avukattı.

Abi kardeş bir hukukumuz vardı.

İl başkanı oldu o yıllarda ve işkencelerin gündemde olduğu zamanlardı.

Eski adliye binasında ağır ceza mahkemesinin önünde beklerken Sezgin mübaşir bana dönüp alaycı bir ifade ile ‘ Gel gel çömez muhabir gir içeri de dava gör’ dediği an içeri girdim.

Sanık sandalyesinde kimse yoktu.

Sadece o zaman il başkanı olan Cengiz Sarıbay içerideydi.

Beni görünce hem şaşırdı hem de bozuldu.

Ben daha ne davası bu, olay nedir anlamadan mahkeme evrakların beklenmesine diyerek davayı erteledi.

Duruşma beş dakika falan sürmüştü.

Ben ise bir şey anlamamış ve dışarı çıkmıştım.

Cengiz Sarıbay’da hızla duruşma salonundan çıkıp bana selam bile vermeden baro odasına gitmişti.

Hemen mübaşir Sezgin’e yapıştım ve ‘ Ne var bu davada anlamadım’ dedim.

‘Ya sen ne biçim muhabirsin. Sarıbay duruşmada nerede duruyordu, görmedin mi?’ dediği an kafamda şimşekler çaktı.

Dava polislerin işkence davasıydı ve ben o günlerde sürekli işkence haberlerini gündeme getiriyordum.

Ve Sarıbay işkenceci polisleri savunan bir il başkanıydı.

Hemen gazeteye koştum ve rahmetli Cevat Çetin’e haberi verdim.

Manşet yaptılar bu haberimi gazetede.

Bu haberden sonra epey bir Sarıbay’la küs kaldık ama sonra yine barıştık.

Sarıbay hep milletvekili olmak istemiş ama bu hayaline bir türlü kavuşmamış kişidir.

Kavgacı değildir.

Hatta bana kalsa siyasetçi bile değildir.

Cengiz Beyle modayı, giyimi, yemeği, içmeyi, eğlenmeyi konuşun saatlerce.

Ama siyaset konuşmayın.

Zaten bilmez siyaseti.

Okumaz ve derinliğine bir siyaset bilgisi de yoktur.

Sert olmak, mücadele etmek, kavga vermek onun lügatında yoktur.

Hele hele bedel ödemek hiç yoktur.

Rahatına ve lüksüne de düşkündür.

Normal bir dönem olsa ülkemizde yıllarca il başkanlığı yapabilir.

Ama olağanüstü dönemler yaşayan ülkemizde Cengiz Bey gibilerin değil il başkanı yönetim kurulu üyesi olması bile mümkün değildir.

Şimdi öyle ya da böyle CHP’nin il başkanı.

Kongreler başlayacak ve Sarıbay aday olacak mı belli değil.

‘Birileri çıkarsa aday olmam’ diyor.

Bu ucu açık ve tartışılacak bir cümle.

Sayın Sarıbay’ın yapması gereken şey partinin önünü açması ve gençlere fırsat vermesi.

Yoka nezaket gereği o aday değilim demezse kimse kolay kolay aday çıkmaz.

Mesela Harun Yıldızlı.

Bana göre il başkanlığı için biçilmiş kaftan.

Genç ve taban tarafından sevilen bir isim.

Bu görevi de on numara yapabilecek birisi.

En küçücük bir yanlışı ve eksiği yok.

Ama Sarıbay varken aday olmaz ve çıkmaz.

Bir başka kişi Sertif Gökçe.

Pırıl pırıl birisi.

Kılpayı Derince Belediye başkanlığını kaybetti.

Seçim döneminde gösterdiği performansı herkes biliyor.

İl başkanlığını da adam gibi yapar.

Ama o da Sarıbay varken kolay kolay çıkmaz.

Başka var mıdır?

Kesinlikle vardır.

Bu iki isim bir anda aklıma gelenler.

İşte bu tablo içinde il başkanlığı görevini yaparken beni bir türlü sevmeyen ya da sevemeyen, il başkanlığı koltuğunda otururken yıldızımızın barışmadığı Cengiz Abiye bir küçük tavsiyede bulundum.

Biliyorum ki yine bana bozulacak hatta bu yazdıklarım için belki de bir basın toplantısı yapıp beni eleştirecek ya da ilimizde güvenilir bir gazeteciyi rakı içmeye götürüp dertlenecektir ama ben ona yine Cengiz Abi diyerek naçizane bir tavsiyede bulundum.

Takdir kendisinin.

Ama onun bir an önce il başkanlığı görevini bırakmasını sabırsızlıkla beklediğimi de dile getirmek istiyorum.

Neden mi?

İl başkanı olmadığı an bizim abi kardeşliğimiz başlıyor da ondan.

 

 

 

 

 

 

BUNLAR KONUŞULUYOR
Devamı...

İktidar partisi sayesinde rüyasına göremeyecekleri makam ve mevkilere gelenler, bu geldikleri mevkileri kendi menfaatleri için kullananlar hala sandıktan çıkan sonuçlara saygı göstermiyorlar.

Saygı göstermek bir yana sandıktan çıkan sonuçlara bile katlanamıyorlar.

Bunlardan birisi de Köksal Ayabakan.

Şimdi kim bu adam diyebilirsiniz.

Hüseyin Ayaz’ın İstanbul’dan getirip Başiskele Belediye başkan yardımcısı yaptığı ve belediyede bütün çetrefilli işleri beraber çevirdiği kişi.

Devlet memuru olmasına rağmen adeta bir siyasi parti mensubu gibi sosyal medya hesabından sık sık siyasi paylaşımlar yapan, belediye başkan yardımcısı iken iki kez Tuzla’dan belediye başkan aday adayı olan ama aday gösterilmeyen Köksal Ayabakan, Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasını aldıktan sonra yine sosyal medya hesabından paylaşım yaparak saçmalamış ve abuk-subuk sözler sarf etmiş.

İşte Ayabakan’ın paylaşımı:

Hani Birileri Erdoğan’a DİKTATÖR Diyordu ya, Eğer Öyle Olsaydı, O Mazbatayı Vermeye Kim Cesaret Edebilir di?

Hırsızlığın Üstünü Örtbas Etmek İsteyenler, İtirazlar sonuçlanmadan İmzasız Mazbata Servis Edenler, Seçimin Yenilenmesi Durumunda, Kimin Kaybedeceğini Çok İyi Biliyorlar.

Bu Telaşın, Korkunun ve Kaçışın Ecele bir Faydası Olmadığını da Biliyorlardır Umarım..

3 ay önce

Zor, çok ZOR..!

Dile kolay bir yılda 250 bini aşkı vatandaşımız bu ülkeyi terk ediyor. Hem de vatandaşlıktan çıkarak. Sadece kendisi değil bütün birikimlerini de alıp gidiyor bu topraklardan. Ben inanıyorum ki olanağı olsa [..] Devamı...

3 ay önce

Arda Süar gözaltında!

İlimizde basın camiası başta olmak üzere çok geniş bir kesim tarafından tanından, Kocaeli Üniversitesi’nde de araştırma görevlisi olarak çalışan Arda Süar ESRAR temin etmek suçundan jandarma tarafından [..] Devamı...